2011 yılında başlayan Suriye iç savaşıyla tetiklenen kitlesel zorunlu göç, Türkiye’yi başlıca ev sahibi ülkelerden biri haline getirmiş ve sürdürülebilir sosyal uyum politikalarına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Bu çalışma, Geçici Koruma altındaki Suriyelilerin toplumsal uyum süreçlerinde Göç İdaresi Başkanlığı ile Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) kurumsal ve uygulamaya dönük rollerini, karşılaşılan yapısal sorunlar ve bağlama duyarlı çözüm önerileri çerçevesinde incelemektedir. Nitel araştırma deseni benimsenmiş; Hatay ilinde görev yapan kamu personeli ve STK çalışanlarından oluşan 10 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve veriler tümevarımsal içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bulgular, katılımcılar arasında Suriyelilerin geri dönüşünden ziyade kalıcılığın baskın bir eğilim haline geldiğine dair güçlü bir uzlaşı bulunduğunu göstermektedir. Bu durum, uzun vadeli ve sürdürülebilir uyum politikalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Katılımcılar; dil eğitimi, mesleki beceri kazandırma, psikososyal destek ve toplum temelli etkileşim faaliyetlerini kapsayan çok katmanlı müdahalelere işaret etmiştir. Özellikle STK’ların, devlet ile sığınmacılar arasında aracılık yapan, güven tesis eden ve kamusal hizmetlerdeki yapısal sınırlılıkları tamamlayan kritik aktörler olduğu vurgulanmıştır. Buna karşın, uyum sürecinin; dil engelleri, ekonomik kırılganlık, kültürel farklılıklar, eğitim eşitsizlikleri, medyanın etkisi ve hukuki haklara ilişkin sınırlı bilgi gibi iç içe geçmiş yapısal ve sosyo-kültürel faktörler tarafından sınırlandığı belirlenmiştir. Bu çalışma, sosyal uyumun yalnızca hizmet sunumuna indirgenemeyecek, çok aktörlü ve ilişkisel bir süreç olduğunu ortaya koyarak alana katkı sunmaktadır. Bulgular, yerel bağlama duyarlı, koordineli ve çok düzeyli yönetişim modellerinin geliştirilmesi gerektiğine işaret etmekte; politika yapıcılar ve uygulayıcılar için kanıta dayalı öneriler sunmaktadır.
The mass displacement triggered by the Syrian civil war since 2011 has positioned Türkiye as a primary host country, intensifying the urgency of sustainable social integration policies. This study critically examines the institutional and operational roles of the Directorate of Migration Management and Civil Society Organizations (CSOs) in shaping the social cohesion of Syrians under temporary protection, with a particular focus on systemic challenges and context-sensitive solutions. Adopting a qualitative research design, data were collected through semi-structured interviews with 10 key informants, including public officials and CSOs practitioners in Hatay, and analyzed using an inductive content analysis approach. Findings reveal a strong consensus that long-term settlement rather than return has become the dominant trajectory for Syrian asylum seekers, underscoring the necessity of durable integration frameworks. Participants identified a wide spectrum of interventions—ranging from language acquisition and vocational training to psychosocial support and community-based engagement—indicating a multi-layered integration ecosystem. Importantly, CSOs emerged as pivotal intermediary actors that enhance institutional accessibility, foster trust, and compensate for structural limitations within public services. Despite these contributions, integration processes remain constrained by intersecting structural and socio-cultural barriers, including linguistic exclusion, economic precarity, cultural dissonance, educational inequalities, media-driven perceptions, and limited legal literacy. The study advances the literature by demonstrating that integration is not merely a service delivery issue but a complex, relational process requiring coordinated, locally adaptive, and multi-actor governance models. By foregrounding field-based insights, this research contributes to migration and integration scholarship through its emphasis on institutional interplay and grounded policy implications. It offers evidence-based recommendations for strengthening collaborative governance, enhancing targeted interventions, and designing more inclusive integration strategies responsive to both migrant and host community dynamics.